
Yıl 2005... İzmir Tüyap Kitap Fuar'ında büyük bir heyecanla "Sokaklar Tekin Değil" adlı kitabını imzalattığım Altay Öktem' e; yazdıklarımdan ve kitabımı yayınlama hayalimden bahsediyorum.
Yıl 2011... Altay Öktem, Akşam Gazetesi'nin kitap ekinde; 2. kitabım olan "Fişini Sen Mi Çektin Rüyalarımın" hakkında beni çok mutlu eden bir yazı yazıyor. İşte o yazı...
Tanrı sürekli geri çağırıyor peygamberlerini
'Fişini Sen mi Çektin Rüyalarımın' kitabında, sevişemedikçe birbirlerine bıçak çeken çocukların, ancak bir fenerin ışığında görünebilen öykülerini anlatıyor Çağlar Yerlikaya. Sokaklarda kalıyor o çocuklar. Çünkü hiçbiri, kendilerini evlerine götürecek bir kağıt gemi yapacak kadar maharetli değil. Kitaptaki herkes (bir perinin konmadığı) göğüslerini okşayan ellerini, bir çekmeceye kilitleyip yatmaya aday. En az Gracie'inki kadar gerçek hayatları. Çünkü Çağlar'ın değindiği, değinmekle kalmayıp vurguladığı dünyada Tanrı sürekli peygamberlerini geri çağırıyor.
Ben hem baba otoritesi, hem uyku meselesi, hem de sevişmek bahanesiyle baştan aşağı iki kere okudum bu kitabı ve aralıksız Umay'ın 'Naylon Sevdalar'ını dinledim okurken. Bu benim tercihim. Sizi bilemem.
'Fişini Sen mi Çektin Rüyalarımın' adlı kitabın Umay'ın şarkılarıyla ve hayatın ritmiyle doğrudan ilişkisi var çünkü. Her şeyden önce, öykü, şiir, roman, deneme değil; düpedüz serbest metin olarak adlandırabileceğimiz bir anlatı bu. Kendine özgü bir dil söz konusu. Ama yazınsal türlerin değil; hayatın dayattığı bir dil. Umay'ın müzik diliyle ve belki de 'Bira'nın B'siyle bu noktada kesişiyor Çağlar Yerlikaya'nın kitabı. Hem de perilere hiç ihtiyaç duymadan!
Kendinden zaman çalmak yerine kendine zaman tanımak isteyenlere üst üste ya da yan yana koyulacak bu iki kitabı şiddetle tavsiye ediyorum, o kadar. Ve sakince ayrılıyorum aranızdan. Çünkü bitirilecek bir kasa bira ve uyandırılacak bir baba var ardımda.
Ben hem baba otoritesi, hem uyku meselesi, hem de sevişmek bahanesiyle baştan aşağı iki kere okudum bu kitabı ve aralıksız Umay'ın 'Naylon Sevdalar'ını dinledim okurken. Bu benim tercihim. Sizi bilemem.
'Fişini Sen mi Çektin Rüyalarımın' adlı kitabın Umay'ın şarkılarıyla ve hayatın ritmiyle doğrudan ilişkisi var çünkü. Her şeyden önce, öykü, şiir, roman, deneme değil; düpedüz serbest metin olarak adlandırabileceğimiz bir anlatı bu. Kendine özgü bir dil söz konusu. Ama yazınsal türlerin değil; hayatın dayattığı bir dil. Umay'ın müzik diliyle ve belki de 'Bira'nın B'siyle bu noktada kesişiyor Çağlar Yerlikaya'nın kitabı. Hem de perilere hiç ihtiyaç duymadan!
Kendinden zaman çalmak yerine kendine zaman tanımak isteyenlere üst üste ya da yan yana koyulacak bu iki kitabı şiddetle tavsiye ediyorum, o kadar. Ve sakince ayrılıyorum aranızdan. Çünkü bitirilecek bir kasa bira ve uyandırılacak bir baba var ardımda.
Yazının tamamını okumak için;
http://www.aksam.com.tr/baba-otoritesi,-uyku-meselesi-sevisme-bahanesi--39667h.html
0 yorum:
Yorum Gönder