7 Nisan 2011 Perşembe

OGÜN SANLISOY İle Röportaj

Röportaj: Çağlar Yerlikaya Sabah Gazetesi - Günaydın 21.02.2011
Rock müzik severlerin, 'Pentagram'da solist olduğu günlerden beri büyük ilgiyle takip ettiği Ogün Sanlısoy, geçtiğimiz günlerde piyasaya çıkan 'Ben' adlı çalışması ile solo kariyerinin dördüncü albümüne imza attı. Albümünde; aşktan egoya, küçük mafyalardan sular altında kalan İstanbul'a kadar pek çok konuyu şarkıya dönüştüren Sanlısoy'la, 'Ben'i konuştuk...


BELKİ DE BU SON ALBÜMÜM...


Yeni albümünüz 'Ben' sözleri ve müziği ile sert bir albüm olmuş. Şarkılar, hayatın çıkmazlarını gösterdiği gibi çıkış yollarını da söylüyor. Siz nasıl tarif edersiniz albümü?



Bugüne kadar hayatta edindiğim deneyimlerle birlikte görüp rahatsızlık duyduğum, beni sevindiren, kızdıran ya da hüzünlendiren hayatla ilgili neler dikkatimi çekiyorsa, bunları şarkılar aracılığı ile dışarı vurdum. Albüm de, bunların sonucu oluştu.




Korsanın önüne geçilemediği bir sektörde, bu kadar emek verip albüm yaparken tedirginlik duyuyor musunuz?



Tedirginlikten ziyade biraz hüzünlendiriyor. Bu albüm bitip elime aldığımda "Belki de bu son albümüm" hissine kapıldım. Bir yandan da albüm yapmayı bırakmak gibi bir şey söz konusu değil. Hangi format olursa olsun, yaptığım şarkıları bir araya getirip dinleyicilere sunmak istiyorum. Belki de eski bir anlayış ama kaset ya da CD olsun, kartoneti elimde tutmayı seviyorum.



Şarkıları yaparken hem emek hem de para harcıyorsunuz. Albüm çıkartmadığınız zaman nasıl para kazanacaksınız?



Orası bizim için ciddi bir soru işareti. Albüm yaparken nasıl zorluklar yaşandığını artık herkes biliyor. Kendileri bilirler; ister albüm alsınlar, ister internetten indirsinler ama döngüyü kopardığın an, bu, üretime mutlaka yansıyacak.



RAHATSIZLIK VERMEYE BAŞLADI


'Ben' şarkısıyla, kendini önemseyen insanlara gönderme yapmışsınız. Size şarkı yazdıracak kadar egosu yüksek çok mu insan var etrafınızda?



Çok değil mi etrafımızda? Ülkenin başındaki insanlardan başlayalım, mahallenin bakkalına kadar gidelim. Sürekli "Ben, ben, ben" diyen o kadar çok insan var ki etrafımızda. Bu durum artık iyice rahatsızlık vermeye başladı. Hayat o kadar bencilce bakılacak, ego sorunlarını dışarı vurup komik duruma düşülecek bir düzen değil. "Ben senden daha güzelim, ben senden daha akıllıyım" tarzı laflar, kendi içlerindeki boşluğu kapatmaya çalışan, biraz sorunlu insanların fazlaca telaffuz ettiği şeyler. Aslında dış görüntümüz ya da dışarıdan bize sonradan monte edilen kıyafet olsun, daha sonra kazandığımız kartvizit ve sıfatlar olsun, bizi oluşturan esas şeyler değil. Herkesin özünde bir olduğunu düşünüyorum.



Yaptıkları işten dolayı genelde sanatçıların egoları yüksektir. Sizin de yüksek ego tuzağına düştüğünüz durumlar oluyor mu?




Tabii, "Ben bu olayı çözdüm, özü buldum, siz de kendi derdinize bakın" diyecek durumda değilim. Bazen, kendimi de bunu yaparken buluyorum. Sanatçılarda biraz daha fazla ego şişkinliği olduğu algısı doğru... Ama yine de ego şişkini olanlar sadece sanatçılar değil. Televizyon programlarına baktığımızda; toplumun önüne çıkmayan, sosyal yaşamdaki çok insanın 'ben, ben, ben' dediğini görüyoruz.




Albümün en dikkat çeken parçalarından biri 'Küçük Mafya'. Şarkı tam da bireysel silahlanma yaşının tartışıldığı günlere denk düştü...




Mafyacılığa özenen 18 yaşın altındaki gençleri görmek çok üzücü. Artık "Okuyalım, sanatla uğraşalım" yerine "Kısa yoldan köşeyi dönelim" anlayışını, bu gençlerin kafasına sokan herkes, şapkasını önüne koyup düşünmeli. "18 yaşında silah al dediysek, birini vur demedik" diyen de, küçük yaşta çocuğuna oyuncak tabanca alan anne babalar da düşünmeli. Çocuğuna oyuncak tabanca alırsan, 15 yaşına geldiğinde gerçeğini ister.




SADECE SÖZCÜ OLDUM




'İstanbul Sular Altında' şarkısında da, İstanbul'da yaşanan sel felaketiyle ilgili duyduğunuz öfkeyi dile getirmişsiniz...




Ben o şarkıyı iki sene üst üste yaşanan sel felaketleri üzerine yazdım. İlk sene o görüntüleri görünce çok canım sıkıldı; bir kısmını yazıp rafa kaldırdım. Tam bir yıl sonra, maalesef 30 kişinin hayatını kaybettiği felakette de devamını yazdım.




Erkin Koray'ın 'Anma Arkadaş' parçasına da yer vermişsiniz. Neden bu şarkıyı seçtiniz?




Yıllar evvel Erkin Koray'ın sesinden dinleyip çok beğendiğim bir şarkıdır. Aslında söz müziği Selahattin Sarıkaya isimli rahmetli bir müzisyene ait... Kemancı'da yaptığım bir program serisinde, cover yaptığım şarkılar arasında bu şarkı da vardı. Sonra elimizde kayıtlı bir hali olsun istedik...




Rock müzik, yapısı itibariyle muhalif olmayı gerektiriyor. Fakat Türkiye'de rock şarkılarına baktığımızda, çoğunun sadece aşk üzerine yazılmış olduğunu görüyoruz. Bunu neye bağlıyorsunuz?




Kimin nasıl ve ne konuda şarkı yapması gerektiğini yargılamak bana düşmez. Çok iyi işler yapan arkadaşlarımız var ama sivrilip öne çıkan kişilere baktığımızda; muhalif olmadıklarını görüyoruz...




Fotoğraflarınızı yine Mehmet Turgut çekmiş...




Yaptığınız müziği anlatmak, kendinizi doğru ifade etmek zorundasınız. Mehmet iyi arkadaşım olduğu için o konuda çok rahatım. Dolayısıyla çok rahat, ne yapacağımızı bilerek başladık. Çıkan sonuçtan da memnunuz.




'Büyüdük Aniden' şarkısında büyüdükçe, hayallerin küçüldüğünü söylüyorsunuz. Albümün kartonetinde, şarkı sözlerinin olduğu sayfada oğlunuzun fotoğrafı var. Oğlunuz sayesinde, çocukken hayata nasıl baktığınızı hatırlamışsınız sanki...




Onun da faydası oldu tabii. Ozan yokken hayata bakışımla, ondan sonraki hayata bakışım çok farklı. Sana ihtiyacı olan, seninle birlikte büyüyecek birisi var. Belki o hassasiyetle, belki de babamı kaybetmenin verdiği ruh haliyle yazdım bu şarkıyı. Psikolojik olarak sırtımı dayadığımı bildiğim bir varlığın gücünden yoksun kalınca ve bir çocuğun artık aynı şekilde bana ihtiyaç duyduğunu gördüğümde, ne kadar hızlı büyüdüğümüzü fark ettim.




'Nilüfer 12 Düet' albümünde, Nilüfer gibi başarılı bir pop starı ile düet yapmak nasıldı?




Değişik oldu. Sonuçta Nilüfer yıllarını bu işe adamış, çok kıymetli bir pop müzik sanatçısı. Onun rock müzisyenleri ile düet yapmak istemesi ilginç bir fikir. Bunu olumlu anlamda söylüyorum. 20 sene evvel, gün gelip en ünlü pop yıldızlarının rock müzisyenlerle beraber bir şeyler yapmak istemesi ve bunun trend haline gelmesi hayal bile edilemezdi benim için. Sürecin bu hale gelmesi çok önemli...




Çağlar Yerlikaya




Şubat 2011




Sıraselviler - İstanbul


0 yorum:

Yorum Gönder